Urfa Tutkunu' nun Dünyası

Ana Sayfa Profilim Arşiv

Hakkımda

TUTKUSUZ AŞK ÖLMEYE, AŞKSIZ TUTKU MAHVETMEYE MAHKUMDUR. BENİM TUTKUM DA ŞANLIURFA.


Kategorilerim



Yazılarım

YENİ ŞABLONUM
2009 AYINTAP-URFA GEZİM-4
NOHUTLU BAMYA (yapraksarma'dan)
2009 AYINTAP-URFA GEZİM-3
PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ 46.HAFTA


Arkadaşlarım

tabakta
siragecesi
hulela
rumma
hulelayemek
sabri temel
hilal Duran Timur
anemonunmutfagi
yapraksarma
nurmutfakta
kocasinan42


Tercüman(Translator)



Ziyaretçilerim

free counters




Ziyaretçi Sayacım




Dost siteler

dusun-c.blogspot.com


Saat Tarih










YENİ ŞABLONUM

 
Şablon konusunda uzun zamandır sıkıntıdaydım. Sevgili http://muazzezv.blogcu.com/ un oluşturduklarından bir tanesini severek kullanıyordum ama o da Urfam'ı yansıtmıyordu. Uyarladıklarımın hiç biri istediğim gibi olmayınca kendi şablonumu kendim yapmaya karar verdim ve nasıl yapılacağını araştırarak işe koyuldum. Sonunda sayfamın bu yeni hâli ortaya çıktı. Taslakta http://muazzezv.blogcu.com/ 'dan aldığımı tamamen silmedim, kendi istediğim gibi uyarladım. Canım Urfam'ı güzelce yansıttığına inandığım bu yeni şablonumu beğeninize sunarken, daha önce şablonunu kullanmama izin veren sevgili http://muazzezv.blogcu.com/ 'a tekrar teşekkür ederim.

Tarih: 16:03, 23/11/2009 Kategori: YAZILAR
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

2009 AYINTAP-URFA GEZİM-4


yapraksarma.blogcu.com Zeynep Ablam'dan çıkınca doğruca hayvanat bahçesine gittik. Gaziantep Hayvanat Bahçesi Türkiye'nin en büyük hayvanat bahçesi olması hasebiyle benim için önem arzediyordu. Balık çeşitlerinden sürüngenlere, kuşlardan yırtıcılara varana kadar pek çok hayvan gördük. Filleri çok seviyorum ama onları göremedim. Kapanış saatine az bir zaman kala gidebildik ve koştura koştura gezdik. Eminim görmediğim daha pek çok yeri vardır. Gitmek isteyenler için bahsedeyim. Hayvanat Bahçesi büyük bir ormana kurulmuş. Etrafta piknik yapabileceğiniz masalar mevcut. Ailenizle hoşça vakit geçirebilirsiniz. Girişi de 2,5 TL idi. Hava kararınca oradan ayrılıp rehberimiz Gökhan Bey eşliğinde bizi yemekte konuk edecek olan ailenin evine vardık. Üç çocuklu bu genç çift bizi sıcakkanlılıkla karşıladılar. Muhkem bir sofra hazırlanmıştı. Evlerine ilk defa gittiğimiz için sofrayı fotoğraflamaya utandım. Ama size menüyü sayabilirim. Gaziantep'in meşhur yemeği yuvarlama, içli köfte, Antep dolması (her sebzeden vardı), salata, yeşillikler, tepsi kebabı (bunu Urfa'ya özgü olarak biliyorum. Balcan ve frenk kebabının tepsiye oturtulmuş hali), baklava, muska baklava, sarma baklava ve ayran. Umarım unuttuğum bir şey olmamıştır. Hepsi birbirinden güzeldi. Hangisini yiyeceğimizi şaşırdık. Ancak size özellikle yuvarlamadan bahsetmek istiyorum. Taneleri bezelyeden ufaktı. Yeşil mercimekten az büyük desem abartı olmaz. O kadar beğendim ki anlatamam. Oysa Antepli aile bu yuvarlamayı beğenmemiş ve istedikleri gibi olmadığı için kendilerince bize mahcup olmuşlardı. Onların beğenmedikleri böyleyse, işte budur diyecekleri yuvarlama nasıl olur bilemiyorum :) Yemekten sonra güzel bir çay ve sohbet faslı geçirdik. Ardından vedalaşıp tekrar yola koyulduk.
 
 
 
Gecenin sessizliği içinde biricik tutkuma, Sürme Gözlüm Canım Urfam'a yol aldık. Ve nihayet Birecik sınırından Urfam'a girdik. Bu anı nasıl tarif edeyim, bu duyguyu hangi kelimeyle anlatayım bilemiyorum. Sadece "kavuşmak" diyebiliyorum. Kavuşmak... Tam 11 ay hasret çektikten, kavrulduktan, için için yandıktan sonra, işte yine, nihayet kavuşmak... Yaratan'ına kurban olduğum Can Urfam. Sevmek dedikleri bu olsa gerek. Gecesini, ayazını, karanlığını, hatta bazen çaresiz kalmışlığını bile sevmek. Ben şimdi Sürme Gözlüm'e kavuşmuşum. Sıcakmış soğukmuş ne gam! Sarılırım Urfam'ın şefkatine, kendimi uykunun kollarına bırakırım. Ve işte yine bir ilki yaşıyorum. Her sene gezdiğim Birecik'te, ilk defa sabahlıyorum. Mirkelâm Tesisleri'nde.
 
Bir zamanlar koşarak şarkı söyleyen Mirkelâm'ı sanırım hatırlarsınız. Her sene Birecik'e vardığımızda Aydın Mirkelâm'ı ve ailesini hayırla anarım. Nedeni basit. Ortalarda "Urfalıyım" deyip kasıla kasıla, övüne övüne gezen; ama Urfam'a bir tek çivi bile çakmamış olan ve bu güzide şehre layık olmayan etiket budalalarını görünce, "memleketimdir, hizmet götüreyim" düşüncesiyle avuç içi kadar Birecik'e muazzam bir Dinlenme Tesisi yaptırmış olan Mirkelâm'ın kıymeti daha çabuk anlaşılıyor.
 
 
Urfam'da bir saniyeyi bile boşa harcamamak uğruna sabahın ilk ışıklarıyla ayağa dikilen ben, babamı ve halamı uyandırmak suretiyle yola düşmemize vesile oldum. İlk durağımız Göz Suyu. Birecik Köprüsü'nü geçip sola dönerek Kelaynak Tesisleri'ne doğru giderken yolun sağ tarafında kalıyor. Şifalı göz suyu çıkıyor. Son derece berrak. Turkuaza çalan bir rengi var. İçmeniz, gözlerinizi yıkamanız ve şişelerinizi doldurmanız mümkün. Biz de bu işlemleri yaptıktan sonra Göz Suyu'nun karşısındaki masalarda Fırat'a nazır kahvaltımızı yapıyoruz. Bir tesis filan yok, yanlış anlaşılmasın. Herkes yemeğini kendisi götürüp bu masalardan yararlanabiliyor. Kahvaltının ardından merkeze gidip Ala Burç'u, mırra anıtını ve etraftaki tarihi eserleri ziyaret ettik. Sonra arabayı parkedip, yürüyerek kalenin yolunu tuttuk. Kalenin normal bir çıkışı yok. Evlerin arasından aşırı dik bir yamaçtan çıkılıyor. Babam ve halam çıkamayacaklarını ifade ettikleri için mecbur tek başıma kaleye tırmanmaya başladım. Üç yıldır bu anı bekliyordum ama önceki yıllarda kısmet olmamıştı. Tepeden Birecik manzarası seyredeceğim, bu kaçarılır mı hiç! Biraz zor da olsa çıktım, fotoğraflar çektim, etrafı doya doya seyrettim. Ancak kalenin ön tarafında geçmedim yalnız olunca. Yani Fırat'ı kaleden izlemek bu yıl da nasip olmadı. Neyse, buna da şükür. Kısmetse o da bir dahaki sefere olur.
 
 
Kaleden inince Birecik sokaklarında yürüyerek biraz gezdik. Tulumba tatlısını bilirsiniz. Simit gibi yuvarlatılmışına halka tatlısı denir hani. Seyyar bir tezgahta onun satıldığını gördüm ama şekli çok farklıydı. Çarkıfelek gibi sarılmış hamur pişirilmişti ve boyutu da bir servis tabağı kadardı. Çok şaşırdım. Bu kadar büyük ve şekli böyle farklı bir halka tatlısını ilk kez görüyordum. Tabi boş durmayıp hemen fotoğrafını çektim :)
 
 
Birecik sokaklarındaki gezimiz bitince arabamıza binip Suruç'a doğru yol almaya başladık. Yeni bir yazıda buluşmak ümidiyle. Umut hep vâr olsun.

Tarih: 17:36, 19/11/2009 Kategori: YAZILAR
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

NOHUTLU BAMYA (yapraksarma'dan)



yapraksarma.blogcu.com  Zeynep Ablam'da gördüğüm bu yemeği denemek istedim. Konyamız' da çiçek bamya yöresel yemektir ve düğünlerde ikram edilir. Benim de en sevdiğim yemektir, hep derim "bamya yemeklerin kralıdır" diye. Bizde meşhur olan çiçek bamya kurutulmuştur ve en büyüğü küçük parmağınızın tırnağı kadar olur. Ama tazesini de severiz. Bu yemeğin adı Zeynep Abla'da "etli bamya" idi. Bense "nohutlu bamya" yazdım. Çünkü bizde zaten bamya bol etli olur. Ama içinde nohut olmaz. İlk kez bamyaya nohut konduğunu gördüm ve çok ilginç geldi. Bir de tabakta.blogspot.com arkadaşımın (Urfalı) sayfasında görmüştüm. Demek ki Antep-Urfa taraflarında bamyaya nohut da konuyormuş.
Marketten ufakları olsun diye seçe seçe aldığım bamya 156 gr gelince, diğer malzemeleri de ona oranla azaltarak yaptığım yemek iki tabak kadar oldu. Nohutu bamyayı almadan önce ıslattığım için nohut çok geldi ama ayırmadım, tamamını kullandım. Bol nohutlu bir bamya yemeği oldu. Pişmesi akşam yemeğinden kalkmamızı buldu. Ama merakla beklediğimiz için acaba nasıl oldu bir tadalım düşüncesiyle getirdiğim yemeği anında silip süpürdük :) Gerçekten muhteşem bir tad. Buradan özellikle tarifini aldığım yapraskarma Ablam' a ve bu yemeği tanımama vesile olan diğer arkadaşım tabakta 'ya teşekkür ederim. İşte tarifimiz:

MALZEMELER:
*Yarım kg.bamya
*300-400 gr.parça koyun eti
*1 kaşık biber salçası
*1 kaşık domates salçası
*1 adet büyük boy kuru soğan
*1,5 su bardağı haşlanmış nohut
*Çay kaşığından az limontuzu

YAPILIŞI:
Bamyaların başını huni şeklinde çevirerek ayıklayın.Bamyanın ucu sivri şekilde olmalı. Başını direk keserseniz süner. Etin üzerine 1 çay bardağı su koyup biraz da tuz atarak pişirin. Daha sonra et suyunu çekince yarım çaybardağı yağ koyup onunla eti kavurun. Et pişince biraz irice doğradığınız soğanı bu yağda kavurun. Soğan pembeleşince üzerine salçasını koyup bir kaç dakika etle çevirin. Daha sonra 5-6 bardak suyu ekleyin. Salçalı su kaynayınca bamyayı yıkayıp içine atın ve hemen limontuzunu da koyun. Yoksa yemek süner. Nohutu da ekleyip bamyanın pişmesini bekleyin. Hepinize afiyet olsun.

Ayrıca tarifin orijinaline aşağıdaki linke tıklayarak ulaşabilirsiniz:

http://yapraksarma.blogcu.com/etli-bamya_53574601.html

Tarih: 11:45, 2/11/2009 Kategori: DAMAK TADI
Yorum (8) | Yorum yaz | Bağlantı

2009 AYINTAP-URFA GEZİM-3


GEZİ GÜNLÜĞÜMÜZE ÇEKTİĞİM FOTOĞRAFLARLA DEVAM EDELİM:

1. GAZİANTEP'TE KAHVALTIDA YEDİĞİMİZ KATMER




2. MEŞHUR ZEUGMA ÇİNGENE KIZ MOZAYİĞİ (GAZİANTEP ARKEOLOJİ MÜZESİ):



3. GAZİANTEP ŞEHİR MÜZESİNDEN BİR KARE: SEDEF KAKMACILIK:


4. GAZİANTEP ŞEHİR MÜZESİNDEN BİR KARE: GAZİANTEP'TE EV


5. BAKLAVA YAPAN USTALARIN CANLANDIRILDIĞI ANIT









Tarih: 11:28, 23/10/2009 Kategori: YAZILAR
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ 46.HAFTA



MERCİMEKLİ KÖFTE

Porselen Demlik etkinliğine Şanlıurfa Belediyesi' nin web sitesinden aldığım farklı bir tarifle katılmak istedim. Urfa usulü mercimekli köfte, hem de sıcak yeniyor. Hepinize afiyet olsun. İşte tarifimiz:

Malzemeler

 

*2 su bardağı kırmızı mercimek,

*2 soğan,

*2 su bardağı köftelik bulgur,

*yeşilbiber,

*4 yemek kaşığı kırmızı biber,

*1 yemek kaşığı salça,

*2 yemek kaşağı sade yağ + bir yemek kaşığı sıvı yağ,

*1 çay kaşığı tarçın,

*1 çay kaşığı karabiber,

*1 demet maydanoz,

*1 tatlı kaşığı tuz.

 

Hazırlanışı

Mercimek ayıklanıp yıkanır. 2 su bardağı su ile yumuşayıncaya kadar haşlanır.

Soğanlar soyulup yıkanır incecik doğranır. Biber yıkanır incecik doğranır. Bulgur geniş bir tepsiye konur (Evsilir) ayıklanır. Bulgura tuz, karabiber, tarçın, soğan, yeşilbiber, kırmızıbiber ve salça konur. Haşlanıp mercimek sıcakken bir miktarı malze­menin bulunduğu tepsiye konurak yoğrulur, yavaş ya­vaş yoğurarak mercimek bulgura yedirilir. Bulgur yumuşayınca maydanoz konur karıştırılır. Yağ bir tavada kızartılır köftenin üzerinde gezdi­rilir karıştırılır. Sıcak servis yapılır. Afiyet olsun.


Tarih: 15:29, 20/10/2009 Kategori: DAMAK TADI
Yorum (6) | Yorum yaz | Bağlantı
Sonraki Sayfa ->