Urfa Tutkunu' nun Dünyası

Ana Sayfa Profilim Arşiv

Image Hosted by ImageShack.us

Hakkımda

TUTKUSUZ AŞK ÖLMEYE, AŞKSIZ TUTKU MAHVETMEYE MAHKUMDUR. BENİM TUTKUM DA ŞANLIURFA.


Image Hosted by ImageShack.us

Kategorilerim

  • DAMAK TADI
  • RESİMLER
  • YAZILAR
  • ŞİİRLER


  • Image Hosted by ImageShack.us

    Yazılarım

    NOHUTLU BAMYA (yapraksarma'dan)
    2009 AYINTAP-URFA GEZİM-3
    PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ 46.HAFTA
    yapraksarma' dan TARHANALI SIKICIK
    2009 AYINTAP-URFA GEZİM-2


    Image Hosted by ImageShack.us

    Arkadaşlarım

    nurdaninmutfagi
    kocasinan42
    daisy81
    tabakta
    yapraksarma
    hilaltimur
    sabritemel0263
    nurmutfakta
    4ak
    arkaplanlar
    akrepburcu58
    rumma
    urfamutfagi


    Image Hosted by ImageShack.us

    Tercüman(Translator)



    Image Hosted by ImageShack.us

    Ziyaretçilerim

    free counters




    Image Hosted by ImageShack.us

    Ziyaretçi Sayacım




    Image Hosted by ImageShack.us

    Dost siteler

    dusun-c.blogspot.com


    Image Hosted by ImageShack.us

    Saat Tarih










    NOHUTLU BAMYA (yapraksarma'dan)



    yapraksarma.blogcu.com  Zeynep Ablam'da gördüğüm bu yemeği denemek istedim. Konyamız' da çiçek bamya yöresel yemektir ve düğünlerde ikram edilir. Benim de en sevdiğim yemektir, hep derim "bamya yemeklerin kralıdır" diye. Bizde meşhur olan çiçek bamya kurutulmuştur ve en büyüğü küçük parmağınızın tırnağı kadar olur. Ama tazesini de severiz. Bu yemeğin adı Zeynep Abla'da "etli bamya" idi. Bense "nohutlu bamya" yazdım. Çünkü bizde zaten bamya bol etli olur. Ama içinde nohut olmaz. İlk kez bamyaya nohut konduğunu gördüm ve çok ilginç geldi. Bir de tabakta.blogspot.com arkadaşımın (Urfalı) sayfasında görmüştüm. Demek ki Antep-Urfa taraflarında bamyaya nohut da konuyormuş.
    Marketten ufakları olsun diye seçe seçe aldığım bamya 156 gr gelince, diğer malzemeleri de ona oranla azaltarak yaptığım yemek iki tabak kadar oldu. Nohutu bamyayı almadan önce ıslattığım için nohut çok geldi ama ayırmadım, tamamını kullandım. Bol nohutlu bir bamya yemeği oldu. Pişmesi akşam yemeğinden kalkmamızı buldu. Ama merakla beklediğimiz için acaba nasıl oldu bir tadalım düşüncesiyle getirdiğim yemeği anında silip süpürdük :) Gerçekten muhteşem bir tad. Buradan özellikle tarifini aldığım yapraskarma Ablam' a ve bu yemeği tanımama vesile olan diğer arkadaşım tabakta 'ya teşekkür ederim. İşte tarifimiz:

    MALZEMELER:
    *Yarım kg.bamya
    *300-400 gr.parça koyun eti
    *1 kaşık biber salçası
    *1 kaşık domates salçası
    *1 adet büyük boy kuru soğan
    *1,5 su bardağı haşlanmış nohut
    *Çay kaşığından az limontuzu

    YAPILIŞI:
    Bamyaların başını huni şeklinde çevirerek ayıklayın.Bamyanın ucu sivri şekilde olmalı. Başını direk keserseniz süner. Etin üzerine 1 çay bardağı su koyup biraz da tuz atarak pişirin. Daha sonra et suyunu çekince yarım çaybardağı yağ koyup onunla eti kavurun. Et pişince biraz irice doğradığınız soğanı bu yağda kavurun. Soğan pembeleşince üzerine salçasını koyup bir kaç dakika etle çevirin. Daha sonra 5-6 bardak suyu ekleyin. Salçalı su kaynayınca bamyayı yıkayıp içine atın ve hemen limontuzunu da koyun. Yoksa yemek süner. Nohutu da ekleyip bamyanın pişmesini bekleyin. Hepinize afiyet olsun.

    Ayrıca tarifin orijinaline aşağıdaki linke tıklayarak ulaşabilirsiniz:

    http://yapraksarma.blogcu.com/etli-bamya_53574601.html

    Tarih: , 2/11/2009 Kategori: DAMAK TADI
    Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

    2009 AYINTAP-URFA GEZİM-3


    GEZİ GÜNLÜĞÜMÜZE ÇEKTİĞİM FOTOĞRAFLARLA DEVAM EDELİM:

    1. GAZİANTEP'TE KAHVALTIDA YEDİĞİMİZ KATMER



    2. MEŞHUR ZEUGMA ÇİNGENE KIZ MOZAYİĞİ (GAZİANTEP ARKEOLOJİ MÜZESİ):



    3. GAZİANTEP ŞEHİR MÜZESİNDEN BİR KARE: SEDEF KAKMACILIK:


    4. GAZİANTEP ŞEHİR MÜZESİNDEN BİR KARE: GAZİANTEP'TE EV


    5. BAKLAVA YAPAN USTALARIN CANLANDIRILDIĞI ANIT









    Tarih: , 23/10/2009 Kategori: YAZILAR
    Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

    PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ 46.HAFTA



    MERCİMEKLİ KÖFTE

    Porselen Demlik etkinliğine Şanlıurfa Belediyesi' nin web sitesinden aldığım farklı bir tarifle katılmak istedim. Urfa usulü mercimekli köfte, hem de sıcak yeniyor. Hepinize afiyet olsun. İşte tarifimiz:

    Malzemeler

     

    *2 su bardağı kırmızı mercimek,

    *2 soğan,

    *2 su bardağı köftelik bulgur,

    *yeşilbiber,

    *4 yemek kaşığı kırmızı biber,

    *1 yemek kaşığı salça,

    *2 yemek kaşağı sade yağ + bir yemek kaşığı sıvı yağ,

    *1 çay kaşığı tarçın,

    *1 çay kaşığı karabiber,

    *1 demet maydanoz,

    *1 tatlı kaşığı tuz.

     

    Hazırlanışı

    Mercimek ayıklanıp yıkanır. 2 su bardağı su ile yumuşayıncaya kadar haşlanır.

    Soğanlar soyulup yıkanır incecik doğranır. Biber yıkanır incecik doğranır. Bulgur geniş bir tepsiye konur (Evsilir) ayıklanır. Bulgura tuz, karabiber, tarçın, soğan, yeşilbiber, kırmızıbiber ve salça konur. Haşlanıp mercimek sıcakken bir miktarı malze­menin bulunduğu tepsiye konurak yoğrulur, yavaş ya­vaş yoğurarak mercimek bulgura yedirilir. Bulgur yumuşayınca maydanoz konur karıştırılır. Yağ bir tavada kızartılır köftenin üzerinde gezdi­rilir karıştırılır. Sıcak servis yapılır. Afiyet olsun.


    Tarih: , 20/10/2009 Kategori: DAMAK TADI
    Yorum (6) | Yorum yaz | Bağlantı

    yapraksarma' dan TARHANALI SIKICIK



    yapraksarma (yapraksarma.blogcu.com) Zeynep Ablam'ın sayfasında gördüğüm bu tarifi Ramazan'ın son gününde denemek nasip oldu. yapraksarma'dan alıp denediğim her tarifte olduğu gibi, bunda da karnım doyana kadar resmini çekmeyi akıl edemedim :) Yoğurtları biraz karışmış görünüyor, çünkü tepsinin kenarında kalan son kısımdan çektim resmi yemeğin sonuna doğru. Tarifi ayne  uyguladım. Sadece düğüyü (ince bulgur) ıslatmak için yarım değil bir bardak su kullandım, çünkü yarım az geldi benim elime göre. Bulgurlu yemekler sevenler için ideal bir tarif. Denemenizi tavsiye ederim. Tarife aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

    http://yapraksarma.blogcu.com/sikicik_49422581.html

    Afiyet olsun.

    Tarih: , 19/10/2009 Kategori: DAMAK TADI
    Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

    2009 AYINTAP-URFA GEZİM-2


    02 Ekim cuma akşam saat 19 gibi Konya'dan yola çıktık. Annem, babam, halam ve ben. Biz zaten her yıl Allah izin verdikçe gidiyoruz Urfam'a. Halam defalarca rüyasında görmüş. Çok arzu ediyordu. Bu yıl onu da davet ettik ve hep beraber arabamızla yola koyulduk. Sabaha karşı Antep'e vardık. Kahvaltıda Antep'in meşhur katmerini yiyecektik. Antepli bir aile bizi sabah katmercide kahvaltıya ve akşam da evlerinde yemeğe davet etmişti. Sabah evin beyiyle buluştuk katmercide. Geçen yılki Urfam anılarımı okuyanlar hatırlayacaklardır. Urfam insanı bir başkadır. Misafiri için canını yola seriyor desek yalan olmaz sanırım. Fakat Antepli bir aileyle ilk defa bu kadar yakın olduk. İlgilerinden çok memnun kaldık, misafir sevgilerine hayran olduk. Katmer sabah 6 gibi başlayıp en geç 10 gibi biten bir yiyecekmiş. Sabahın o kör vaktinde bizim için katmerciye gelip özel katmer yaptırmışlar. Normalde kızartma oluyormuş ama bizim yediğimiz fırında pişmişti. Ben ilk kez yedim. 4'lük, 6'lık, 8'lik ve 10'luk oluyormuş. Bizim yediğimiz altılıktı. Yanında da süt içiliyor. Daha önce yiyenler "içiniz bayılır, yiyemezsiniz" demişlerdi. Ama ben sevdim. İçim de bayılmadı. Rahat yedim. Bizi evine davet eden bu Antepli aile, Antep'i bize gezdirmesi için bir arkadaşının rehberlik etmesini önermişti. Biz de utana sıkıla kabul ettik. İnsanları işlerinden alıkoymayalım istedik ama doğu insanı bu konuda gerçekten bambaşka. Onlar için bir misafirin rahat etmesi dünyalara bedel. Ne diyelim, Allah mizanlarına koysun bu iyilikleri misli misline.

    Kahvaltıdan sonra rehberimizle gezmeye başladık. İlk durak tarihi Zeugma mozaiklerinin olduğu Arkeoloji Müzesi idi. Senelerdir merak edip görmek istediğim o meşhur çingene kızı mozaiğini gördüm ve hatta resimledim. Resimlerin tamamını henüz bilgisayarıma yüklemediğim için sizlerle paylaşamıyorum. İleriki günlerde onları da beğeninize sunacağım nasipse.

    Antep Kalesi, Savaş Müzesi, Bayazhan, Pişirici Kasteli, Kapalı Çarşılar ve halıcıları ve tabi Türkiye'nin en büyük hayvanat bahçesi olan Gaziantep Hayvanat Bahçesi'ni gezdik. Hayvanat Bahçesi çok büyüktü. Oraya vardığımızda da zamanımız kısıtlıydı. Eminim göremediğimiz kısımları kalmıştır. Gezdiğimiz yerlerin hepsi birbirinden güzeldi. Savaş Müzesi'nde yarım saatlik bir video izledik. Onu da izleyince Antep'in neler çektiğini, Gazi ünvanını nasıl aldığını daha iyi anladım. Kadınıyla, çocuğuyla, tüm insanlarıyla mert bir şehir. Savaş zamanında yokluktan dolayı imamlar başlarındaki sarıkları vermişler. Onları kaynatıp gazlı bez olarak kullanmışlar. Morfin olmadığı için hastaları demir sedirlere bağlayıp onların bağırışları arasında ağlayarak ameliyat etmişler doktorlar. Bizim silahlarımız az olduğu için düşmanlar sesten çok sanıp korksun diye tahtadan taktak adı verilen aletler yapılmış. Salladığınızda silah patlama sesi çıkarıyor. Allah o kötü günleri bir daha göstermesin. Minarelerinde hala mermi izleri duruyor. Muhakkak gidip bu şehrimizi görmenizi tavsiye ederim.

    Gezinin bir bölümünde yapraksarma blogcusu Zeynep Abla'nın evine konuk olduk. Beklenmeyen acil bir durumdan dolayı annem Bursa'ya gitmek durumunda kalınca halam ve ben gittik. Babam ve rehberimiz de arabada bizi beklediler. Zeynep Abla keşke onlar da çıksaydı dedi ve içi rahat etmeyince taaa arabaya kadar çay ve pasta yolladı sağolsun. Bizi çok güzel karşıladı. Aynen buradan tanıdığım gibi sıcak, sevecen ve güleryüzlü. Önceki gece ufak kızı Sena hasta olmasına rağmen iki arada bir derede bir sürü pasta yapmış. Ve tamamen bana çalışmış sağolsun :) En sevdiklerimi yapmış. Kahke, limonlu pasta... Limonu çok seviyorum diye internetten limonlu pasta tariflerine bakmış. Antep'in özel kalıbıyla yapılan bir kurabiye vardı, hatta kalıbını da bana hediye etti sağolsun. Çok mutlu oldum. Tabağı fotoğraflayıp size göstermek isterdim ama yazık ki o sırada makinamın şarjı yoktu. Peçetelikle süslenmiş dizaynı muhteşem bir tabak. Pastaların hepsi birbirinden güzeldi. Kızlarını da çok güzel yetiştirmiş maşaAllah. Selin daha çayımız biterken fırlayıp bardağı alıyordu. Eeee öyle anneye öyle kızlar değil mi :) {Ablacığım bak buralarda seni övüyorum, sen okuma ki yüzüne karşı övmüş olmayayım:)}

    Taze fıstık ve baklavayı da söylemeden geçmeyelim. Veee hepsinin ardından tadını tarife kelime bulamadığım muhteşem bir limonata. O kadar ki ikinci bardağa hemen tamam dedim :) Gerçekten çok güzeldi.

    Zeynep Ablacım her şeyiyle tam bir Antep Hanımefendisi. Bizi çok güzel ağırladı. Yazdıklarımın fazlası vardır eksiği yoktur. Onunla yüzyüze tanıştığım için gerçekten çok mutlu oldum. Kalan pastaları da yolluk olarak yanımıza verdi, ince düşünceli Ablacım, sağolsun. Umarım bu buluşmayı hayırlısıyla tekrar edebiliriz. Konya' da bizim evde de tabi ki. Bu kadar anlattıktan sonra da hepsine tümden bir maşaAllah diyelim, aman nazar değmesin :)

    Gezinin kalan kısımları için bir başka yazıda buluşmak ümidiyle, şimdilik hoşçakalın.


    Tarih: , 13/10/2009 Kategori: YAZILAR
    Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı
    <- Son Sayfa Sonraki Sayfa ->



    BLOG DÜZENLEME MUAZZEZ